İlk uzun yazıma başlıyorum. 3 kişi mi okur, 5 kişi mi okur bilmiyorum ama arkadaşlarla yaptığımız muhabbetleri buraya da yazayım bari de içimde kalmasın. Aslında içimde kalacak birşey de yok. Ders çalışmaktan da sıkıldım. İşletme ne boktan bir bölümmüş son sınıfa gelince anladım. Barış abi ve dayım da nette olmadığından dolayı oyun da oynamak istemiyorum. O zaman gelip buraya birşeyler karalayayım bari.
Öyle sağlam animeci değilimdir ben. Yani küçükken (küçükken 8 yaşındaydım) red baron'dur, gigi latrottola'dır, dedektif conan'dır, tsubasa'dır, benjamin'dir falandır filandır gibi animeleri izledim ama onlar benim için bugs bunny'den farksızdı. Çizgi filmdi. Hatta bundan 4-5 sene önce, anime manyağı olan lise arkadaşım Arda ile dalga geçerdim anime izliyor diye. Hala da telefonumda "animeci" olarak kayıtlıdır kendisi. Neyse beyninizi böyle gereksiz bilgilerle doldurduktan sonra sadede geliyorum. Anime konusunda otorite değilim. 30'a yakın anime izlemişimdir ama bazılarını sıkılarak izledim. Her animeyi ayrı tadlarla izleyen arkadaşlarım olduğunu biliyorum ve buna dayanarak sağlam bir animeci olmadığımı söyleyebilirim. Ya da ben sağlamım da onlar abartı izliyor. Bilmiyorum. Ama bildiğim, izlediğim, takip ettiğim animeler arasında uzun soluklu olarak devam eden 3 anime var. Bleach, One piece ve Naruto. Bu üçü arasında kıyaslama yapacağım ve nefretimi dökeceğim.
Sıralamam şudur: Naruto > Bleach > One Piece. Sondan başlayayım.
.
One Piece
Anladık... Her animede başrol oyuncusu çok kraldır. Gelir kötü adamı döver. Luffy de böyle. Tamam ama ya abicim 10.000 kişinin arasına girip de kızı zorlanmadan alıp kurtarmak da bu kadar kolay olmasın. Bak Ichigo'ya. Adamın anası ağladı. Grimmjow tokat manyağı yapmıştı. Ulquiorra'da. Neyse buralara bleach başlığında değinirim. Neyse ne diyodum. Şunu diyordum ki bu Luffy hiç mi dayak yemez? Şicibukai midir nedir, o topluluk espadalar ve akatsuki'ye denk bir topluluk olsa gerek ama hikaye bence. 300. bölümlere gelmişken arkadaşa sordum, dedim luffy yine dövüyor mu? dövüyor dedi. 80 bölüm atladım. 400'lere geldiğimizde ancak tayfayı zorlayacak bir eleman çıkıyor ortaya. Sonra da güzel şeyler oluyor, olmuyor değil ama anlatmayayım o kadarını. Ama biraz zorlayın hikayeyi be canlarım. Biraz aksiyon olsun. Ne olacağını bilmeden izleyelim di mi yani? Hani biri ağır yaralandıktan sonra kalkıp savaşamasın tekrar. Hatta iyi biri ölsün de arkasından ağlayalım falan (İçinden geçenleri biliyorum, mangayı takip eden çocuk, ben de duydum onu). Hikayenin derinliği güzel ama orası ayrı. Yan karakterler tırt. Zoro hariç.
.
Bleach
Hikaye derinliği One Piece kadar değil. Naruto kadar hiç değil. "Ichigo kooş arkadaşını kaçırdılar", "Ichigo kooş kötü adamlar geldi" moduna bağladı. Ha bi de Bleach'in olmazsa olmazı şu: Ichigo önce dayak yemeli. Filler da bile Kariya gelip Ichigo'yu pataklıyordu en başta. Grimmjow 2 kere patakladı da hep elinden aldılar. Falan filan işte. Hikaye derinliği de şu zamana kadar pek geniş değil. 100 yıl öncesine gitmeleri güzeldi ama olay basit yani (en azından şu zamana kadar). Kötü adamımız vardır, dünyayı ele geçirmek ister. Olay bu kadar basit. Ha bir de kimse ölmüyor. İyiler ölmüyor anasını satim. Ben mi bu konuda çok katıyım ya da çok denyoyum bilmiyorum ama birilerinin ölüp de gözümde efsaneleşmesini istiyorum (mangayı takip eden çocuk, yine biliyorum ileride nolacağını, o yüzden artisleşme fazla).
Ve spoiler geliyor sonrasını okumayın eğer Bleach'te 280 li bölümerin ilerisinde değilseniz. Kötü adamımızı dövmeye Hueco Mundo'lardan geliyor Ichigo. Yeter lan. Tamam Ichigo'nun onu yenebilecek kişi olması mantıklı da harbi yeter. Biliyorum gücü yetmeyecek yine dayak yiyecek muhtemelen ama onun olaya dahil olması bile baygınlık geçirttirdi bana.
Bleach'in en sağlam yönü bence yan karakterleri. Kaptanlardan tut, espadalara kadar full karizma akan karakterler var. Byakuya, Grimmjow, Stark ve Ulquiorra ise benim favorilerim.
.
Naruto
Bir arkadaşım benim Naruto'ya olan ilgim dolayısıyla "sen naruto'yu sevgilin gibi seviyorsun" demişti. Evet doğrudur. Naruto'ya aşığım. Çok seviyorum. Benim için shippuuden'in 140. bölümünden sonra bir anime değil, bir sanat eserine dönüşmüştür. Abartırım. Çok pis abartırım. Ama nasıl abartmayayım ki bana şimdi sen söyle bunu okuduğundan bile şüphe duyduğum sevgili okur?
Kısa soluklu olarak, çok ağır hikayeleri olan, entrikaları olan animeler de izledim. Ama uzun soluklu bir animede bu kadar entrikanın dönmesi, hikayenin bu kadar derin olması, yan karakterlerin bu kadar sağlam olması gibi etkenler Naruto'yu benim için başka bir kefeye koydu.
Bir kere ölüm var burada. Sevdiğimiz iyi karakterleri kaybetmek var. Sevdiğimiz kötü karakterleri kaybedeceğimizi zaten biliyoruz ama Naruto'yu bu diğer ikisinden ayıran en önemli şeylerden biri, sevdiklerimizin de cenazesine katılıyor oluşumuz. Zevkler ve renkler tartışılmaz, bunu doğru bulmayabilirsiniz. Ölüm izlemek istiyorsan git film, dizi falan izle de diyebilirsiniz. Ama zaten filmlerde ve dizilerde olan birşeyi uzun soluklu animelere taşımak bence olay. Tamam yine başrol oyuncusu hep kazanır (gerçi Naruto'nun kaybettiği kavgaları da biliyoruz) ama ölüm var, ötesi yok.
Naruto'da bayık olan şeyler yok değil. Sakura var. Bayıklığın öte derecesi kendisi. Son nokta. Sonra tam adama vuruyor, bi bakıyorsun klonuymuş falan. Delikanlı gibi çık dövüş dövüşeceksen. Öyle klon mlon delikanlıyı bozar.
Yan karakterler zaten apayrı. Kakashi zaten one piece'in tamamına bedel. Ero-sennin, Itachi vs. bunlar da espadaları yer bitirir. Naruto bambaşka valla.
Naruto'nun gözümdeki tek eksisi, olay başlangıcının biraz geç oluşu. Bleach'te mesela 16. bölümde asıl olaylar başlarken, Naruto junior bölümlerinde 30. bölümlerde anca olaylar ceryan ediyor. Junior serisi fıs zaten. Olay shippuudende.
Şaka maka ilk yazı için fazla yardırdım sanırım. Hayatınızda şu zamana kadar en gereksiz şeyleri size okuttuysam ne mutlu bana. Çünkü John F. Wildrich'in de dediği gibi "Bir insan önemli denen şeyi zaten okur. Önemli olan saçma, kafadan uydurma şeyleri okutmaktır." diyerek karizma bir bitiriş yapma özentisi olduğumu belli ederim herkeşlere.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder